3 Ekim 2012 Çarşamba

İp Cambazı

Biri ne kadar dalga geçebilir yerçekimiyle, tabanlarının temas ettiği tek şey bir ipken? Bunu denemek, güç gösterileri yapmak kimin umrundadır ipin üstündekinden başka? Bırak tutunayım, bırak korkayım! Ne olur? Ne kaybederim? Gurur mu? Yapamadı demeleri dokunmaz mı ruhuna?

Gece süzülürken tanrının süzgecinden, herkesin yaptıklarının bilançosu alınırken sessizce, hissettirmeden, hiç rüya gördün mü sen? Görüyorsan da görmüyorsan da suçlu olduğun günler vardır hayatta. Kaçamayacağın, herşeyi koca bir çalının ardından izleyip, zamanlarca susup biriktiren ve bir anda süslü bir paketle çıkıp gelen biri vardır herzaman. Ve lanet olsun ki bu kişi, hep ama hep gerçekleri söyler. İşte o zaman ipin üzerinde dans etsen de fark etmez.

Peki ne yapmak lazım dersen eğer ipten aşağı inip de; o zaman sana söyleyebileceğim tek şey vardır: "Kendi hayatının direksiyonu sadece sende ve sadece kendi hayatının direksiyonu sende olsun!" Hayatta griler de var!

27 Eylül 2012 Perşembe

Satranç

Hayatım bir satranca dönmeye başlayınca, aslında yapmam gereken basite yol almak. Neden istemediğim birşeyi yapmak zorunda olayım?

Herşey basit olduğu sürece güzel. Ve hep karmaşıklığa sürüklenen biz değil miyiz? Eğer bizim yaşamımızı başkaları karmaşıklaştırıyorsa, buna izin verenin hiç mi kabahati yok?

Ne yapmak istiyorsam, yapsam ya!

8 Ocak 2012 Pazar

Pazar Kahvesi

Dışarıda yağmur yağıyor. Evin en büyük ve bahçeye bakan penceresi önünde iki berjerin üstünde iki kişi... Ellerde birer fincan Türk kahvesi, dillerde memleket meselesi... Sohbet sıcak, kahve sıcak... Yaklaşan sorumluluğun verdiği endişe ve heyecan, huzura karışmış. Zaman durmuş. Ne güzel...