8 Nisan 2010 Perşembe

Spontaneous Human Combustion

Gece düşen yapraklar gibi sessiz bir ruh, yavaşça ayağa kalkmayı dense de dizleri isyanı bastırdı. Saçma sapan bir dizi anı, birbiriyle bir bağ içermeksizin, yollarına devam etti. Hem mutluluk vericiler, hem de çalıcı...

Eskiyi özlemek bir hastalık olsa gerek. Beyni oyalayan bir hastalık, başka hiçbir şeye yer bırakmayan... Hep derler ki, insan hep kötü anları hatırlar, ne yanlış! Bu ruh sadece ve sadece iyi anıları hatırlıyor oysa. Ve ironik ama bu iyi anılar onu yavaş yavaş çürütüyor.

Koltuğunda oturmaya devam etti ruh, anılarından oluşan bir taç takarak. Anılar yürüdükçe bir baş dönmesi oluştu. Sonra tarif edemediği bir iç sıkıntısı... Sonra ani vuran bir hüzün... Sonra bir mide krampı... Sonra uçsuz bucaksız bir korku hissi... Ve sonra BUM!!!!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder