7 Ocak 2010 Perşembe

Zaman Tüneli

Çirkin, sana hiç yakışmayan bir hüzün takmıştın hani o gün boynuna. Yalvaran bakışların vardı. Aniden bir tüy uçup başına kondu, sen hareket ettin ve tekrar uçtu ve ben hipnotize oldum. Sen konuştun. Çok konuştun. Bağırdın. Duymadım, yalnızca tüyle ilgilendim ben. Ben hipnotize oldum. Şimdi düşünüyorum da, iy ki de olmuşum ve hiç duymamışım, hiç görmemişim ağzından akan çöpleri. Nasıl kirlenirdim kim bilir! Nasıl dolardı hepsi kalbime!

Şimdi "geri döndüm!" diyorsun. Hangi hakla? Ben değiştim. Çok değiştim. Artık bir tüyden fazlası gerek beni hipnotize etmek için. Eskisi kadar hafif değilim. Bu yüzden korkuyorum. Kötü şansa inanır mısın?

Yüreğim de eskisi gibi güçlü değil! Kendi ömrünün yaşlılık evresini yaşıyor kalbim. Olgunluğun da ötesinde... Beğenmediğini uzaklaştırıveriyor, eski hoşgörüsü yok. Her yaşlı gibi yani...

Sen en iyisi gidip kırık dişlerini yaptır, acıklı ifadeni sök yüzünden. Artık geri dönemem. Herşey başka şimdi. Dünya başka! Herşeyi kabullen. Yüzüme bak! Nasıl hissettiğimi göreceksin: Kendimi çok iyi hissediyorum bu kez. Kim demez ki "son kez!"

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder